<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rss version="2.0">
	<channel>
		<title>Üçüncü Yeni Şiir Anketi(1)</title>
		<description>Comments for Üçüncü Yeni Şiir Anketi(1) at http://mavizaman.com , comment 1 to 14 out of 14 comments</description>
		<link>http://mavizaman.com</link>
		<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 06:41:38 +0100</lastBuildDate>
		<generator>FeedCreator 1.7.2</generator>
		<item>
			<title>...</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-182</link>
			<description>
Öpüşür koklaşır vedâ ederiz,
İyi günler deriz, gülümse deriz...
Yeşeren cilveler, tebessümler...
Bûs eder dîde, bir çiçek veririz.
Fe'ilâtün / mefâ'ilün / fe'ilün

İşte budur şiir yaşayan lisânı aruza tatbik etmek... - Murat Kaya</description>
			<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 23:13:12 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Zât-ı âlîlerinizi cân u gönülden bî-riyâ bir sûrette tebrik ediyor ve aruzda bende ...</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-181</link>
			<description>Edebiyatımızı mahvettiler falan felan diye klasik bir tabirle mevzuya girmek istemiyorum.Öncelikle neden böyle oldu nasıl oldu ben daha çok bunları sormak istiyorum.Ne oldu da böyle aruz ve hece birden bire atıldı.Siyasi,içtimai, iktisadi, dini v.s birçok neden...Vay efendim şöyle berbad ettiler böyle taumar ettiler.Bir kere onlar zaten untulup gidecekler bu kesin nitekim öyle de olmadı mı?Orhan Veliyi Melihi kim okuyor.Ha şu da var her heceyle aruzla azan illede sükse yapar diye birşeyde yok halil nihatta aruzla yazıyordu amam Yahya Kemal kadar meşhur olabildi mi?Yolumuz açık hayırlı olur inşallah...

Öpüşür koklaşır vedâ ederiz,
İyi günler deriz, gülümse deriz...
Yeşeren cilveler, tebessümler...
Fe'ilâtün / mefâ'ilün / fe'ilün

İşte budur şiir yaşayan lisânı türkçeye tatbik etmek... - Murat Kaya</description>
			<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 23:09:52 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>ÜÇÜNCÜ YENİ ŞAİRLERİNE SAYGILAR-ZÜBEYDE GÖKBULUT (Gelin)</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-174</link>
			<description>
ALLAH YÂR VE YARDIMCINIZ OLSUN SİZLERİN DE. 
NE GİREBİLİYORUM NE ŞİİR PAYLAŞABİLİYORUM NE YAZIK Kİ. TEKNİK YÖNÜNE ALIŞAMADIĞIM SİTELER ZOR GELİYOR YAŞIMA.
SAYGILAR ÜÇÜNCÜ YENİ ŞAİRLERİNE

ZUBEYDE GOKBULUT (Gelin)
 
zubeydegokbulut@hotmail.com

besyuzbes-hececiler@googlegroups.com
06 Nisan 2010 15:51
RE: ŞİİR VE ÜÇÜNCÜ YENİ / AHMET DEMİR
 - Üçüncü Yeni</description>
			<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 22:28:55 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Şiir ve Üçüncü Yeni-Ahmet Demir</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-173</link>
			<description>ŞİİR VE ÜÇÜNCÜ YENİ         
     
Pazar, 04 Nisan 2010  
 
Uzun yıllardır hiçbir engelle karşılaşmayan bu hastalığa son dönemlerde Sefa Koyuncu önderliğinde 3. Yeni adı altında bir grup dur demek için harekete geçti. 

Amaçları şiirin ruhunu ve bedenini tekrar bir araya getirmek, şiiri özüne döndürmek olan bu yürekli grup umarız ki milletimizin üstüne bir edebiyat güneşi olarak tekrar doğacaktır. Yürüdükleri bu badireli yolda Allah yar ve yardımcıları olsun…

ŞİİR VE ÜÇÜNCÜ YENİ           

Osmanlının son dönemlerinde başlayan büyük salgın hiç hız kesmeden yayılmaya devam ediyor. Çağdaşlık, çağdaşlık inlemeleri arasında batı hayranlığı adını alan; tek ilacı tanımını dahi yapamadıkları özgürlük olan bu salgın yavaş yavaş içimize yerleşmeye devam ediyor. Örfümüze, âdetimize, dinimize işleyen bu hastalık ne yazık ki dil yoluyla edebiyat yoluyla kendine mekân buluyor.           

Dünyanın en güçlü edebi mirasına sahip olan milletimizin geçmişle bağlarını koparmak gayesinde olan bu illet son yıllarda edebiyatımızın üstüne kara bir bulut gibi çökmüştür.           

Özellikle şiir alanında 1. ve 2. yeni olarak adlandırılan sözde yenileşme çabaları, serbest şiir adı altında vücut bulmuştur. Peki, bu serbest şiir nedir? Edebiyatımıza yeni bir soluk getirdiği söylenen serbest şiir. Kafiyeyi, heceyi yani estetiği olmayan, biçimi silip atan duygu ve düşüncelerin rahatlıkla aktarılması olarak kabul edilen bir tür. Bedeni olmayan ruh gibi… Hâlbuki ruh beden adındaki kalıp olmadan sadece bir yokluktur.          

İşte Türk Edebiyatında Garipçilerin sessiz sedasız yapmış oldukları bu devrim sayesinde nerdeyse her fert şair olarak dünyaya gelmeye başladı. Sonuçta düşünce ve duygu her insana mahsus.           

Peki, bizler şiirde, edebiyatta yenilik demeyecek miyiz? Yenilik kötü bir şey mi zararlı mı hastalık mı? Tabi ki hayır ama yenilik iyi gideni kötüleştirmek değildir. Yenilik kötü gidene iyi gelecek bir çaba olmalıdır. Garipçilerin yaptığı gibi şiiri basitleştirmek, şiiri şiir olmaktan çıkarmak değildir.        

Uzun yıllardır hiçbir engelle karşılaşmayan bu hastalığa son dönemlerde Sefa Koyuncu önderliğinde 3. yeni adı altında bir grup dur demek için harekete geçti. Amaçları şiirin ruhunu ve bedenini tekrar bir araya getirmek, şiiri özüne döndürmek olan bu yürekli grup umarız ki milletimizin üstüne bir edebiyat güneşi olarak tekrar doğacaktır. Yürüdükleri bu badireli yolda Allah yar ve yardımcıları olsun…                                                                              
Yazan: Ahmet Demir - Üçüncü Yeni</description>
			<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 22:26:04 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>ÜÇÜNÇÜ YENİ DİKKATİMİ ÇEKTİ</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-172</link>
			<description>üçüncü yeni

From:  ahmet demir (demir_ahmet23@hotmail.com)  
 Sent: Monday, March 29, 2010 6:43:51 PM 
To:  sefakoyuncu@hotmail.com 

Degerli üstadım üçüncü yeni adlı yeni akım fazlasıyla dikkatimi çekti uzun zamandır bende bir çok siteden serbest şiir karşıtlıgım yüzünden kovuldum.Yaklaşık 200-250 arasında hece ile yazdıgım şiir ve bu konuda bir çok denemem var.Gönül arzu ederki bu güzel yolda sizlerle omuz omuza yürümek.Dogunun ücra bir köşesinde edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktayım internet aracılıgıyla elimden gelen ne varsa yapmktan mutluluk duyarım.
saygılar sevgiler....

Ahmet demir
 - Üçüncü Yeni</description>
			<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 20:29:36 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>ÜÇÜNCÜ YENİ SEFERBERLİĞİ</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-171</link>
			<description>Evet... &quot;Üçüncü Yeni&quot; benim için &quot;yeniden şiir&quot; oldu... 1990 'lı yıllarda ara verdiğim şiire yeniden başlamama esile oldu. Bu vesile ile başta Sefa Koyuncu ve Sultan Yürük olmak üzere tüm &quot;Üçüncü Yeni&quot; mensuplarını selam ve saygılarımı sunar, Sefa Bey'in nezdinde &quot;Üçüncü Yeni&quot; için yazdığım şiiri burada tekrardan paylaşmayı yerinde buluyorum.

SEFA KOYUNCU (ÜÇÜNCÜ YENİ'YE)

Merhaba güzel dost; kutlarım seni, 
Bir akım başlattın, ’üçüncü yeni’, 
Yürekten sevdirdin sevilmeyeni, 
Bizlere yeniden, Sefa Koyuncu! 

Duyguları önce yürekten süzmek, 
Sonra da ard arda, düzenli dizmek, 
Şiiri ölçülü, heceli yazmak, 
Bilirdik öteden, Sefa Koyuncu! 

Hakikî dostların bağında öten, 
Bülbül gibi güle vefa öğreten, 
Bu akım, bizlere mirastı zaten, 
Atadan, dededen, Sefa Koyuncu! 

Bu akıma destek olan dostlara, 
Bu şiirden lezzet alan dostlara, 
‘Üçüncü yeniyi’ bulan dostlara, 
Selamlar gönülden, Sefa Koyuncu! 

Kadir’im haddimi bilir söylerim, 
Sizlere misafir gelir, söylerim, 
Bu sevda uğruna ölür söylerim, 
Doğarım o külden, Sefa Koyuncu! 

Kadir Çetin/Nazilli/25.02.08 

ÜÇÜNCÜ YENİ SEFERBERLİĞİ

Duydum dostlar meclisi var, mert insanlar toplanmış, 
Merhaba ey güzel dostlar, sizi görmeye geldim.

Çıraklar hep yan gel yatta, aşk örüyor ustalar, 
Aşk üstüne baş koyup da, sevgi örmeye geldim. 

Savaş varken batıl ile, cefâ çekmek şandandır, 
Sanmayın ki ben buraya, sefâ sürmeye geldim.

&quot;Üçüncü Yeni&quot; adında, seferberlik başlamış, 
Duyar duymaz, bu orduya, otağ kurmaya geldim. 

Yüreğimde imanım var, ecdadıma sözüm var, 
Tarafımı belli ettim; sözde durmaya geldim.

Öz dilime göz dikenler, dinime de göz dikmiş, 
”Üçüncü Yeni” saflarında, kalem kırmaya geldim. 

Türk oğluyum! Müslüman’ım! Şeref sözü, şan sözü, 
Soylularla bir olup da, soysuz vurmaya geldim.

Vatan satan hainleri, hep kahraman yaptılar, 
Kanı bozuk sahtelerden, hesap sormaya geldim. 

Açsın herkes defterini, eski hesap görülsün, 
Hesap versin batakçılar, defter dürmeye geldim.

Nice şanlı üstatların, gittiği nurlu yoldan, 
`Surda büyük gedik` gördüm, ben de girmeye geldim. 

Velhâsılı neyim varsa; malım, canım, her şeyim, 
Kul Mahmud’um; can gönülden, canım vermeye geldim!..

Kadir Çetin

 - KADİR ÇETİN</description>
			<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 21:17:53 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Üçüncü Yeni'de olmak</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-170</link>
			<description>Efendim bendeniz de ölçülü şiirin, kurallı nesirin tadına varmış bir edebiyat sevdalısı olarak, Üçüncü Yeni saflarına seve seve katıldım. Sefa Ağabey'in bu dâvâya ne kadar emek verdiğini, ne kadar hizmet ettiğini yakinen bilenlerdenim. Onun yanında yer alan diğer şair dostların hepsi birbirinden kıymetli kalemler. Onlarla aynı hareket içinde bulunmak benim için onurdur. Hepinize saygılar sunuyorum. - Hanefi Söztutan</description>
			<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 21:03:53 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>...</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-168</link>
			<description>Ben de 3. Yenideyim. Sultan yürük tanıştırdı bu akımla. İsmi konusunda bazı sıkıntılar oldu, olacaktır da. Ama isme fazla önem vermiyorum. Önemli olan amaçtır.  Kurallı nesir ve kurallı şiir. Kendi adıma nesir konusunu atlamak istiyorum, ben hece şiir yazmaya çalışanlardanım. 

3. Yeniyi sadece kuralına uyarak yazmak kalkındırır mı, bunu da yeterli görmüyorum. Şiirlerin içeriğine katmamız gereken özellikler var, bunu defalarca ve her fırsatta arkadaşlara söylesem de çok azı haricinde  uyan yok. Şayet bir akım başlatmışsak  çok çalışmamız gerekecek. Öncelikle iyi şiir örneklerini sindirerek okumalıyız. Edebi sanatları mutlaka öğrenmeliyiz. Gurubumuzda hâla redifle kafiye farkını bilmeyen hececi arkadaşlar var. Kendilerini eğitmeleri şarttır. Asırlar önce eğitimsiz ( akademik anlamda) ozanlarımızın yazdıklarını aynen taklit ederek bir yere ulaşamayacaklarını bilmeleri gerekir.  Aynı kafiyeler, aynı konular, aynı düzenler zaten  asırlardır yazılmış, söylenmiştir. Onlardan kat kat üstün olanı yazmaları gerekir ki dikkati çekebilsinler.

 Sanatın bir form sorunu  olduğuna inanıp iyi ve güzel şiirler yazmaya çalışmalıyız. Herkes kendine özgü imge düzeni oluşturmalıdır. Özgün olan bu imgeler dilin mantığına uygun, dilin kullanım alanını genişletecek nitelikte olmalıdır.
Şiirde ideolojik sapmalara kaymadan okuyucuya estetik haz yaşatacak şiirler yazmalıyız.

Şiiri bir şeyi öğretmek amacıyla değil, duygularımızı okuyucuya en etkili şekilde hissettirmek için yazmalıyız. İstenen etkiyi şiirde kelimelerin ahengiyle sağlayacağımız bilinmelidir. Edebi sanatların bazıları  ahenk için gereklidir.

Gizemsellik, bireysellik, simgecilik özellikleriyle, genelde ölüm, masal, rüya, psikolojik haller konuları işlenmelidir.


Tüm gurup üyelerimize başarılar dilerim.
 - afet</description>
			<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 20:48:18 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Üçüncü yeni şiir akımını; </title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-165</link>
			<description>dilimizde birlik,özümüzde birlik,Türkçemizi en güzel şekliyle kullanmak adına, değerli ve donanımlı şairlerimizin etkisinde dize gelen cümleler akımı olarak naçizane katılımlarım ile desteklemekteyim.
En güzel yarınlara... - Şöhret</description>
			<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 22:17:23 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>DÜŞÜNÜYORUM</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-162</link>
			<description>Aslında Üçüncü Yeni ilk ortaya çıktığında görüşlerimi uzun uzun paylaşmıştım Sefa beyle; ancak bu vesileyle bazı şeyleri yeniden söylemenin faydalı olacağı kanaatindeyim. 

Üçüncü Yeni'nin parolası 'Kurallı Nesir, Ölçülü Şiir'dir. Bu parolayla 'Serbest Şiir'e karşıyız mesajını veriyorlar. Ben temelde Serbest Şiir'e karşı değilimi; ancak günümüzde radyolarda, televizyonlarda şiir diye okunan metinlerin şiir olmadığı kanaatindeyim. Hele hele sitelerde yayınlanan çoğu şiir bilgisinden, dil şuurundan, milli kültürden mahrum şeylerin Serbet Şiir olarak isimlendirilmesini, şiir gözüyle bakılıp ciddiye alınmasını ciddiyetsizlik olarak görüyor ve gülünç buluyorum. 
Edebiyatımızda duygusal metin olma imtiyazı sadece şiire ait değildir. Pek çok türde duygu yoğunluğu vardır: Romanlarda, Hikayelerde, Tiyatroda, Mektupta vs. Şiir bütün bunların dışında başka bir alem olması itibariyle farklı bir yer tutar edebiyatımızda. Bu yer de sıradan, sonradan edinilmiş bir yer değil; bilakis sözün tarih sahnesine çıkışından itibaren hep başköşe olmuştur. Yazının olmadığı veya yazmanın teknik olarak zor olduğu dönemlerde insanoğlu sözünü kalıcı kılmak için ölüçlü ve kafiyeli (mukaffa söz) söylemek zorunda kalmıştır. Sanat dediğimiz şey de hep zorluklardan, bu zorlukları aşmanın yollarını aramaktan doğmuştur.
Zamanla anlayışlar (her şey gibii) değişiyor. Bunun tabii olduğunu düşünüyorum. Tabii olmayan şeyse bu değişime müdahale etmek, onu şuurlu olarak tabiiliğinin dışında kullanmaktır. 'Serbest Şiir' kavramı da yanlış anlaşıldığı veya hesaplarına öyle geldiği için istismar edilen bir kavram olmuştur. Bu kavram iyi anlaşılmadığı veya yanlış anlaşıldığı için kendini şair hisseden herkes işe serbest yazmakla başlıyor. Bu, binayı çatısından inşaya başlamak gibi garip bir durumdur. Tabii ki ortaya 'eser' diye konan şey de yer ile yeksan bir şey oluyor. 
Serbest Şiir diye bir tarz vardır. Bunu yazanlar güzel yazdı; ancak onlardan sonra gelenler işi cıvıttı ve ne yazarlarsa yazsınlar yazdıklarını şiir olarak değerlendirdiler. Bu, yanıldıkları noktaydı. Kim bilir belki de işlerine gelen noktaydı!... 
Ben Ahmet Hamdi Tanpınar'ı, Cahit Sıtkı'yı, Nazım Hikmet'i ve günümüzde de birkaç ismi Serbest tarzda beğeniyorum ve (yazdıkları her şeyi değil) yazdıklarını şiir addediyorum. 
Üçüncü Yeni'nin ne kadar 'Yeni' olduğunu tartışabiliriz. Bence bu isim bile bunun bir ömrü olacağını, gelip geçici olduğunu ve daha önceki akımlar gibi bir müddet sonra tükeneceğini ima ediyor. Divan Edebiyatı'nda akım var mı? Tabii ki bu hususta birkaç şey söylenebilir; ancak Divan Şiiri'nin baştan sona bir anlayış bütünlüğü içinde olduğunu, yıkılışına kadar bunlardan asla taviz vermediğini inkar edemeyiz. Kaç yüzyıl sürmüş bu edebiyat? Yuvarlak hesapla beş yüz yıl. 1860 Yeni edebiyatın başlangıcı kabul ediliyor. Size o günden bu yana (topu topu yüz elli yıl) sektirmeden 15-20 akım veya dönem sayabilir edebiyat tarihçisi erbabı... Eski tabirli bu herc ü merc içinde edebi eser vücuda getirmek kolay mıdır? Her kafadan bir sesin çıktığı, kimsenin kimseyi beğenmediği; hatta düşmanca bir takım tavırların içine girildiği bir söz piyasasından elle tutulur, herkesin takdirini toplayacak, herkesin zevkine hitap edecek bir esere meydana getirmek mümkün değildir; çünkü anlayışlarımız, kültürümüz, zevklerimiz... hasılı her şeyimiz param parça... 
Bence sanat eserlerinin hem içi hem de dışı (şekli yapsı) toplumların içinde bulundukları tarihi şartların sonucudur. Şiirin içinde bulunduğu bu hal-i pür-melal bir sonuçtur sebep değil. 
Bence başka ve daha ciddi şeyler yapmak lazım bunun için. İnsanları bu kadar cahil bırakan, onları bu kadar kafa ve gönül bakımından parçalayan sebeplere inmek ve onları halletmek lazım. Bu da tek bir yolla olur: Eğitim... 
Biz bu meseleyi hallettiğimiz zaman yine tartışacağız; ama şiir nedir ne değildir değil; hangi şiir daha güzel, daha derin, daha kalitelidir'i tartışacağız. Biz şiirin şekli üzerinde anlaşamıyoruz; kaldı ki içi çok daha girifttir; onda hiç anlaşamayız. 
Üçüncü Yeni'nin zihniyetine katılıyorum; ancak uygulamalarda bir takım endişelerim var. Mesela onları fazla keskin buluyorum. Biraz daha müsamahakâr olmaları lazım gelir düşüncesindeyim. 
Sevgiler... - Remzi ÇİNKO</description>
			<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 08:56:35 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Neden ? Üçüncü Yeni...</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-161</link>
			<description> Öncelikle sanal alemde bir insiyatif teşekkülü. Bir ''Kızıl Elma'' Mefkuresi...Dilde birlik ve düzen; Türkçemizin katledilmesine,tarzanca ve hatta korsanca kullanımını engellemek. İşte öncelikle bu yüzden kaldım, üçüncü yenide.Türü ne olursa olsun. İster şiir ister edebi bir metin, amatör ruhların yürekten inanacakları bir zeminin teşekkül edilmesi gerekmekte. Bu da Üçüncü yeni oluşumu tarafından sağlanmıştı.O halde bu,Karacaoğlan,Yunus Emre ,Dadaloğlu , PirSultan,Mevlana, ve ismini sayfalara sığdıramayacağımız binlerce anlı şanlı Türk büyüğünün , ozanın,kahramanının gittiği yolda yürümek; geçmişten günümüze bizi en değerli paylaşımlara ulaştıracak dil birliği ve Ulus olma mefkuresidir...Köklü ve grameri sağlam bir dilimiz var. Üstelik dünyanın en zengin cümle yapısına sahip... Dileyen şiir yazssın yürekler dolusu, dileyen mektup. Şiir'e gelince; ozanca olmalı halkı coşturmalı, arsitokrat olmalı hicvetmeli bazen yöneticileri....Münakaşalarımızda şiir tadında olmalı, düşlerimizde.
  Sonra birden, program sunarken buldum kendimi...Birde arada sırada yazdığım şiirlerim var paylaşıma sunduğum. 'Yeşilçam Kokulu' kimilerine göre naftalin kokan eserler.Tozlu raflardan indirdim onları 6000 (altı bin eser) arşivden çıkıp sizlerle buluştu. Zira hepsi Türkçenin zenginliği, hiç biri şunları kullanmıyor( a.r.o..., a.e.o...,oki...,hb...,hg...,vs.vs.).Gelenekçi olmaya devam edeceğim. Türk örf, anane ve dil kültürünü milli birliği sürdürmemiz bizim geleceğe olan borcumuz. En önemli doktirin, bu dil korunursa kültür yozlaşmasından korkuya ne hacet.
  İşte bu değerli paylaşımların olduğu her yerde varım . Radyo dostlarıda oldukça renkli , sorumluluk sahibi ülkesini seven, onurlu,yetenekli sempatik ve samimi insanlar  sanal alemde renkli bir partiler üstü insiyatif...Onlarıda buradan tekrar selamlıyorum.
  Ana amaç ; 200 bin kelime kapasiteli yeryüzünün en güçlü dillerinden Türkçemizi arı kullanımla dünyaya haykıralım. Şiirler ,Türküler ,Nesirler ,Mektuplar... 
  Sadece şiirde takılı kalmayalım. Elbette, şiiride Türkçe imla ve ölçülerine göre de yazmaya  ehemmiyet göstereceğiz.Hatta ebediyete intikal eden ecdatlarımızı anarak hepsi bizim ,iyisiyle vebaliyle günahıyla... Ben radyo logosunda yer alan (TDB) Mefkuresi idealinin özlemindeyim. Sizlere Büyük Vatansever  M.Akif Ersoy ile veda etmek istiyorum. 
   Üçüncü yeni de olmaya devam...:))))
Saygılarımla 
Murat ÖZER 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!


Hoşçakalın ...Dilimizde kalın .


     - Murat ÖZER</description>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 06:18:08 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Hece şiiri üzerine</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-160</link>
			<description>Şiir üzerine
Şiir nedir derseniz, şiir yakalanması zor bir balıktır, 
Şaiir ise bu balığı yakalayabilen iyi bir balıkçıdır
Nasıl ki iyi bir balıkçı, oltasını denize atar ve balığın oltaya vurmasını beklerse
şairde günlerce, belki de haftalarca, hatta ve hatta aylarca
bir tek kelimeyi bir tek heceyi bekler. o kelime oltaya vurduğu an
onu öyle bir ustalıkla çekmeye başlar ki
hızını iyi ayarlayabilmelidir, yoksa ya balık kaçar, ya misina kopar
Balığı tutmakla iş bitmemektedir, tuttuğu balığı
önce temizlemesi gerekmektedir, fazla ve uygun olmayan kelimeleri çıkarır
aynen balığın pulları, kafası. ve iç organları gibi
ve devam eder tabi, bu seferde ilave etmesi gereken kelimeler bulmalıdır
nasıl ki temizlenmiş bir balık çiğ çiğ yenmediği gibi
kızartılması için ateşi hazırlamak, una bulamak, 
ve kızartıldıkdan sonra ise limonunu, sosunu ne ilave etmesi gerekiyorsa
işte bunları iyi bilmesi gerekir
Ama günümüzde öylesi şairim diyenler türemiştir ki
Özellikle serbestciler, balık tutmasını bilmeyen bu serbestciler
Artık Hece de sözün tıkandığını ifade ederek
adeta Okyanus da bile balığın kalmadığını, iddaa etmektedirler.
adeta düz yazıyı satırlara bölerek, şiir anlayışı içinde
kendilerini kandırmaktalar.
Balıkcılık zordur dostum zooorrrr[b][/b] - Hilmi Coşkun</description>
			<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 14:33:46 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>...</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-159</link>
			<description>Böylesi bir konu üzerinde söylenecek o kadar çok söz var ki Sefa hocam
Ama işte bu sözleri bir araya getirebilmek zor olan
Serbestcilerinde savunması, hece de söz tükendi diyorlar
Ama bulan hala buluyor ,
Balık tutmasını bilmeyene okyanusu versen, burada balık az der ya.
işte öyle 
Bende üçüncü yenideyim Sefa hocam.
ve hep olmaya devam edeceğim.
 [b][/b] - Hilmi Coşkun</description>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 20:33:50 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Tabiki de Ücüncü yenideyim</title>
			<link>http://mavizaman.com/content/view/105/1/#comment-158</link>
			<description>Tabiki de Ücüncü yenideyim

Geldim , gördüm ve kalmaya karar verdim. Burada kendimi evimde hissediyorum
Üçüncü yeni de şiirlerimizle beraber günlük konuşulan Türk dili açısından temiz bir ortamın ve paydalarin bulunduğu nezih bir kesimle beraber olmak benim icin çok önemlidir.
Siire gelince ; zaman zaman serbest şiirler yazsam dahi  benim için hece şiirleri öncelikle gelir .Her hangi bir şiir kitabina veya şiir sitelerine tesadüfen yolum düşmüşse  gözlerim ilk önce hece şiirlerini arar.
Kendimi  bu ortamda daha yolun başında görsem dahi gönlüm her zaman heceden yana olmuştur.Kalem kağıdı elime aldığım zaman heceye doğru yöneldigimi görüyorum.
Elbetteki  serbest siirler de çok güzel yazılanlar vardır  ve bazende kafiyeler  dizelerin arasına  konulmuşsa tadı bir başka oluyor.
Her ne olursa olsun   ben şiirleri okuyunca  yada yorumlarda dinlerken mısraların arkasından hangi mısra veya hangi kafiye eklenmiş diye düşünmeden edemiyorum.Helede bir mısrada sıkışmış güzel kafiye ve kelimelerin arasındaki anlam bir kitap büyüklügünde anlatilacak manada kendini ifade ediyorsa değmeyin benim keyfime diyorum.
Ben umutsuz degilim  ,” tarih tekerrürden ibarettir” lafından yola çıkarsam ve bunu bu ortamdada düşünürsem ,Türk dili ve edebiyatını şiir dalında  birileri yıkmaya calışsa da her zaman kendini yenileyen kişiler  veya topluluklar donanmış bir şekilde bu bayrağı her zaman taşımaya calışmaktadır. Işte örnek burada . Sayın hocamız Sefa Koyuncu. Ben kendilerine teşekkür ediyorum  ve diyorum ki  bu ortamı  bizlere hazırlayarak düşüncelerimizi  fikirlerimizi sunmak firsatını  bizlere vermistir. 
Selam , sevgi ve saygilarimla.
Nezahat KAYA YILDIZ


 - Nezahat KAYA YILDIZ</description>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 18:36:43 +0100</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rss>

