Vâkıf olsam ben de sırr-ı hilkate, Erenler bağından gül derebilsem; Alev alsam, yansam nâr-ı hasrete; Sevdâ yangınından kül derebilsem.
Dolaşsam derbeder dergâh u dergâh, Tutsa ellerimden bir pir-i âgâh; Kalmazdı kederim, olurdum iflah; Bezm-i mârifetten yol derebilsem.
Derler ki tahammül gerektir hâre, Gönül sabretmeli yansa da nâre. Bir seher erkenden girip gülzâre Bülbül-i şeydâdan dil derebilsem.
Mecal kalmaz imiş pervânelerde, Derman biter imiş divânelerde. Ağlayı ağlayı meyhânelerde Şarâb-ı emelden fal derebilsem.
Gelmişim bu dehre çile çekmeye, Hicrân tarlasına hüsrân ekmeye. Şu fâni alemde derdim dökmeye Ben de bir münâsip kul derebilsem.
Kimse eremedi şi’r-i Nihâd’e; Hâleti rindâne, tavrı âzâde… Mürşid-i kâmile olsam âmâde, Hikmet çiçeğinden bal derebilsem. Nihat KAÇOĞLU
|
|
| Bu şiir 40 kişi tarafından okundu. | |