Vurur asık yüzlü lodoslara Yağmurlu rüyalara akarken gökyüzü Vurur aynalara Ertelenmiş duyguların erken ölümü
Kümeleşir yastığıma sıla bulutlar Ay gülüşleri solgun aynamda Yakınca gün arkasını yansıtan düşler Dolanır parmaklarım karanlıklara Ağlar kayıp mezarlar Uzanan ellerim saçaklanır yıldızlarda
Gecemde her düş kasım patı Turuncu rüzgarlar mı Düşlerimden hayali dağıtan Dünü yarını meçhul gönlü kabirler
Var git yüreğimden Dumanlı sözlerin ateşi Parça parça eksiliyor Aynalara astığım resimler
Sabahlar içimde sıkılır Gece aynalarını kırmak ister Mahşeri gece gözler Dinlerim insanlık üzerinde İhanetin soluksuz yürüyüşlerini Titrer yüreğim Gözyaşımda boğulur kayıp ruhum
Rüyanı çaldığım gecelere serdim Ay dokunuşlu yıldızları Yasaklım oldu Uzun soluklu saçlarımın taranışında sıkıştı Ellerim oldu aynalara yansıyan hayaller Düşlerin gecelerinde kırdım yüzündeki gerçeği
Hangi iki kelime alkış tutar Haydi söyle Bedeli can mı Hicran aynama sarılır Sevda cenginde hüzün sarılmalar
Kanlı dudaklarını bedenimde silen ayrılık Gülümsetmeyen elvedalar yaksın çıranı Ulaşamaz elin yetmez gücün Sende benim gibi yorgunsun Ayazlığın ıslaklığına hapsettim seni Kaç kum tanen kaldı mavilerin avuçlarında Zaman geçip gitse de ruhumdan Kumsalımın kumlarında coşar Uykulara yatırdığım düşler
İnatla dayıyorum umudumu gecelere Asıyorum gökyüzüne Karelere sımayan gülümsemeleri Denizini arıyor yağmur ıslaklığında Gözyaşımı bıraktığım pembe bakışlar
Zaman geçip gitmiş ruhumdan Uykulara yatırdığım düşler Ayazlığın ıslaklığında Gülümsetmeyen elvedalar Kanlı dudaklarını şekerle silen ayrılık Kaç kum tanesi kaldı mavilerin avuçlarında Sende benim gibi yorgun musun anılar
Gecenin sökülüşü gibi Dökülüyor tek tek Kimi hırslı kimi mahzun Yarınları umuda bağlayan Bir ayna ve yüzlerce yüz
Anlamsızlığa dönüşür şaşkınlıklarım Tırmalar yüreğimi Sanki beni bana sorgulatır Alaycı gülümsemelerin zeki bakışları
Mevsim dönüşlerini kandırır Ezilmiş düşlerin kirli damlaları Yıkılmışlığın enkazını örtercesine İltifat eder sahte boyalar
Yalnızlığı boğar şen bir kahkaha Gece silinir gündüz katlarından Fısıldaşmalar didişmeler Seher nefesini yutarcasına Nefsimin soluğuna çöreklenir yüz
Gözlerimin suçunu yüklenmiş ayna Kırma içimde kendini tanırsın beni İfadesiz yüzünde her çizgi bir damla Her damlanda ben
Yırtar mavi karanlıklıları Sarı öpüş aşkın sonbaharı Dalgaların çekilişi harlı sularda Mendil sallıyor ruhum Rıhtımlarda kaybolmuş Rotasını kaybetmiş gemilere
Gözlerimi yutan aynadaki yüz Ağlayan geceleri çek üzerimden Gönül derdimden esiyor rüzgar Derinden yaralıyor hüzünlü gülüşler
Diz çöküyor önümde yıllar Akıyor gizemin sırlarından Bedenimi saran gözler Her göz kaç güneşe tanık Bir göz kaç sevdaya ışık
Pembe tüllere tutunur fer kuşların Gece yüzüm dönerken sana Mevsimlik gülüşünü görmek için Dokunurum sana kirpik kanatlarımla Gece zambaklarında güneş doğsun diye Kirlenmişliğin vurgunlarını yıkarım suyla
Aynada yüzleşti gözlerim Gördüm çocukluğumu Gördüm ilk aşk adımlarımı Gördüm kinsiz rüzgarlarda savruluşumu Benzemiyorsun bana aynadaki ben Vakit lokalin dilinde yıllar Akşam düşmüş yılların atığına dönmüş yüzüm
Yabancı yüz mü gözlerime dalan Bir başka olmuş üşüyor yüzüm Neredesiniz mazime teslim Gönlüme yar dost aynalar Neredesiniz Neredesiniz gün makyajlı yüzler Neredesiniz
Tekmeliyor ruhumu Yaşadığım hiçliklerin ayak vuruşları Parçalanıyor yüzler ayna kırıklarında Aradıkça kayboluyorum Varlığımı arıyorum aynalarda
İşte karşındayım maskesi düşmüş aynalar Çek üzerimden yıllanmış yansımanı Yüzlerin yağmurlarıyla ıslansın Dökülsün yalan yaşamın gerçeği gerçek toprağı Nurten Tarım |
|
| Bu şiir 51 kişi tarafından okundu. | |