BEŞ BİN YILLIK SEVDAM ben senin bir orman yangını sonrası yağmana tutuldum içimin koyaklarında sessizce ağlayan bir ırmaktın belki belki gözlerime zincirlediğim bir damlaydın aktın bu sabah ben senin yanağımdan süzülmene tutuldum
kapat gözlerini leyl sussun sus konuşma donsun zaman yıldızsın yüreğimde ışıyan son cemresin geç baharıma düşen ben senin hazanda yüreğime düşmene tutuldum
beş bin yıl geçti zaman üşüdü beklemekten beş bin yıl sonra bana gelişine beni sende sevmene beş bin yıl beklemene yüreğinde saklamana tutuldum
ardından yaktığım ağıda kundakladım son vedayı gidişin kıyametti gelişin güneşi yaktı yılları susturdu gelişin içimde sen beş bin yıllık sevdamsın bu sabah doğdun göllerime nilüferleri güldürdü güneşin deniz utandı gök ağladı ben senin gözlerime doğmana göllerime yağmana tutuldum
ben seni asırlar var ki hep sevdim kapat gözlerini bu gece leyl sarsın bizi dinsin içimizde ki eski sızı yeniden doğsun şafak yıldızı ben senin beş bin yıldır sevdiğin kızı yüreğinin pusulasıyla bulmanı sevdim içimde ki gizli mabet de sendin ve sen bu mabede döndün ben senin beş bin yıl sonra dönmene tutuldum
NİLÜFER GÖKDEMİR GÜR
20/10/2009
{mosimage}{mosimage}{mosimage}{mosimage} |
|
| Bu şiir 66 kişi tarafından okundu. | |